Heterarşi ve Kurumsal Yönetişim

» Posted by on Kas 5, 2015 in Bildiriler | 0 yorum

Heterarşi ve Kurumsal Yönetişim

Koç Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu’nun açılış, konferansında Dr. Klaus Moosmayer’in Bir Vaka Analizi’ başlığı altında anlattığı Siemens’in “Kurumsal Uyum Programı”nı dinlemek ister istemez Kurumsal Yönetişim kavramının son 30 yılda geçirdiği macerayı da bir kez daha dinleyicilere hatırlattı.

2006’da ortaya çıkan Siemens’in rüşvet ve yolsuzluk skandalını örnekleyen sunum; bir yandan da Asil Nadir’in Polly Peck şirketinden Lehman Brothers’a kadar uzanan, “şaşırtıcı” iflasları ve bir anda tarih olan dev şirketleri de zihinlerde canlandırdı. Son 30 yılda iş dünyasında, pekçok olumsuzluğa, suiistimale ve iflasa tanık olduk. Ancak her defasında, yaşanılan olumsuzluktan çıkartılan derslerle yeni disiplinli başlangıçlara adım atılmaya çalışıldı. Öğrenen organizasyonun örnekleri ve sürdürülebilirlik prensipleri galip geldi ve kurumsal anlamda dibe vuran güven duygumuz gelişen sistemstik yapılarla yeniden canlandırıldı.

1989 yılında ilk defa gündeme gelmiş olan “Governance” ya da Türkçeleştirilmiş haliyle “Yönetişim” kavramının ve 90’lı yıllardan itibaren, yükselişine ve gittikçe önem kazanmasına tanıklık ettik:

Bizde olduğu gibi, Almancaya da Fransızcaya da yeni kelimeler türetilerek geçen “Yönetişim” sözcüğün İngilizce’deki anlamı ve kökeni de tartışmalıdır. Yakın zamanlara kadar “Yönetim” sözcüğüne eş anlamlı olarak kullanılan bu sözcük çoğunlukla “kurumsallaşma” kavramı ile karıştırılmıştır. Ancak günümüzde, “Yönetişim”, yönetim mekanizmasının finansal yönlerini kapsamanın çok ötesine geçerek kurumların “üst yönetiminin” yönetilmesini anlatan heterarşik bir yapıyı ifade eder hale gelmiştir.

Hükümet etmek anlamına gelen “Yönetim”, hiyerarşik bir yapı içinde ve her şeyin en tepedeki büyük bir sisteme bağlı olduğu güç mekanizmasını simgelerken, “Yönetişim” bundan farklı olarak, yönetim sürecinde rol alan bütün aktörler ve örgütler arasındaki etkileşimi ve işlerliğini sağlamak demektir. “Yönetişim” kavramı, bir tarafın diğer tarafı yönettiği “hiyerarşik” bir yapıyı değil, karşılıklı ilişki ve bağımlılık halindeki aktivitelerin eşgüdümünü ve kendi kendine organize olma yeteneklerini de içeren “heterarşik” bir döngüyü içermektedir.

Esas olarak yönetişim kavramı, ekonomi ve yönetim dünyasının gündemine, 1989 tarihli bir raporunda Dünya Bankası Sahraaltı Afrikası’nın kalkınamamasının nedeninin “yönetişim” krizi olduğunu ifade etmesiyle birlikte, oturmuştur. Bugünkü anlamda ise ilk olarak, Sir Adrian Cadbury başkanlığındaki bir komite tarafından hazırlanan 1992 tarihli raporda (The Cadbury Committee Report: Financial Aspects of Corporate Governance) kullanılmıştır.

Coloroll Group ve Asil Nadir’in Poly Peck şirketlerinde yaşanan ani mali çöküş sonrasında, borsa yatırımcıların, şirketlerle ilgili olarak; şeffaflık, hesap verebilirlik ve dürüstlük konularında yaşadığı güven kaybı üzerine, Mayıs 1991 tarihinde, Londra Menkul Kıymetler Borsasının Finansal Raporlama Konseyi, Cadbury Komitesini kurmuştur.

Komite raporunu hazırladığı sırada, Bank of Credit and Commerce International (BCCI) ve Maxwell Group skandalları, sonraki yıllarda Enron ve Arthur Andersen şirketlerinin ortadan kalkmalarına neden olan Enron Skandalı ve ardından da Worldcom gibi dev şirketlerin bir gecede yok olup gitmeleri gibi yeni olaylar yaşandı. Çok yönlü soruşturmalar yapıldı. Yapılan tüm soruşturmalarda şu olgu çok açık bir şekilde görüldü ki şirketlerin ortadan kalkmasındaki sebep; yöneticilerin şirketlerini, asıl hak sahibi olan hissedarların yararına değil, kendi bireysel çıkarları yararına idare etmeleri idi.

Büyüyen şirketlerin yönetiminde profesyonel yöneticilerin etkinliği artmış ancak, buna paralel olarak da sermayedarların yönetim üzerindeki kontrolü azalmıştı. Bu paradoksu, sistematik olarak önlemek için; firmaların kendi içerisindeki, denetim mekanizmalarının nasıl işlediğini ayrıca kontrol edecek sistemlerin kurulması sağlandı. Bu anlayış yaramaz sınıfı susturmak için en haşarı çocuğun sınıf başkanı seçilmesi mantığından farksızdı, ancak işe yaradı.

Ancak, ne yazık ki “parasal dünyada” yaşanan bu pratik, siyasal alanda ve toplumların demokratik hayatında yaşanamayabiliyor. Halen, dünyanın pek çok ülkesindeki siyasal veya demokratik sorunlar herhangi bir iyileşme olmadan tekerrür etmeye devam ediyor.

Konu üzerindeki sosyolojik veya ideolojik tartışmayı bir başka sefere erteleyerek, Dünya Ticaret Örgütü’nün Eski Başkanı (1995-1999) Renato Ruggiero’nun şu cümlelerini paylaşmak ve Siemens’in Yönetişim’e verdiği önem ile olumsuz bir tablodan olumlu bir tabloya nasıl geçtiği konusunu sizlerle paylaşmak istiyorum: “Sistemin doğasını değiştirdik… bağımlılaşmış ve bölünemez bir küresel ticaret mimarisi yarattık. Artık farklı ülkeler arasındaki ticaret ilişkilerinin kurallarını koymuyoruz. Tek bütünleşmiş bir dünya ekonomisinin ve dünya düzenin anayasasını yazıyoruz

Siemens skandalı, bir mali iflas veya tablolarda yapılan suiistimallerle ilgili değildi. Bu defa yaşanan olumsuzluk, şirketin kamu ihalelerinde rüşvet dağıtarak yolsuzluğa neden olmasıydı. Fakat, yarım milyar Euro’yu geçen suiistimaller yapılırken, Siemens üst yönetimi hiçbir şeyin farkında değil miydi, cevap evet ise neden farkında değildi?

Bu sorunun cevabını ilgili adli ve mali otoriteler araştırdı ve bir sonuca da ulaşıldı. Ancak, bu yazıda, olayın adli yönünü ele almak yerine kriz yönetimi, imaj yönetimi ve sonuç olarak Kurumsal Yönetişimin neden önemli olduğu konusunu inceleyeceğiz.

Alman mühendislik devi Siemens’in, telekomünikasyon bölümündeki yasadışı ödemeler ve vergi kaçırıldığı iddiaları ve soruşturmalar nedeni ile, gözler özellikle, Arjantin, Çin, Yunanistan, Türkiye, Nijerya, Norveç, Brezilya gibi Siemens’in yoğun olarak iş yaptığı ülkelere çevrildi. Bu ülkelerin bir kısmında önemli isimlerin tutuklanması, olayın daha da büyümesine neden oldu. Bu durum kaçınılmaz olarak, dünyanın pek çok ülkesinde Siemens ile ilgili olumsuz imajın oluşmasına ve borsalarda da Şirket değerinde ciddi kayıplar yaşanmasına sebep oldu.

Ciddi toplantılar sonrası Siemens CEO’su Peter Loescher, Münih mahkemesi tarafından verilen para cezasına itiraz itiraz etmek yerine “Siemens sorumluluğunu kabul ediyor. Yasadışı uygulamaları hiçbir şekilde kabul edemeyiz” diyerek Siemens’in kurumsal imajının tamiri çalışmalarına başladı.

Siemens, üst yönetiminde yer alan pek çok kişinin görevine son vererek yeni bir yönetim ekibi kurdu. Şirket tarafından görevlendirilen tarafsız bir avukatlık şirketinin tüm hesapları incelemesi ve raporlaması yetkisi verildi.

siemens-01 siemens-02

Senaryo çalışması yapıldı ve muhtemel riskler belirlendi: 10 Milyar Euro’ya kadar varan cezalardan, kamu ihalelerinden diskalifiye edilmeye kadar pek çok faktör dikkate alınarak “Acil Eylem Planı” hazırlandı.

İzleyen yıllarda Almanya ve ABD’de ki kamu otoriteleri ve Dünya Bankası ile görüşme ve anlaşma süreci başladı. Bu süreçler devam ederken şirket “Siemens Kurumsal Uyum Programı”nı hayata geçirdi. Ve her aşamada, üst yönetimin kararlı ve güçlü bir tonda;

  • Şeffaf
  • Dürüst,
  • Hesap verilebilir

bir anlayışı seslendirmesi sağlandı.

siemens-03-a siemens-03

Tüm bu çalışmalar ve alınan kararların en üsten en alta kadar uygulanması ve içselleştirilmesi ile belirlenen hedeflere ulaşıldı. Bu olaydan sadece 6 sene sonra Siemens, 2012 den 2014’de kadar ard arda 3 kez Dow Jones Sürdürülebilirlik Endeksinde, kendi sektöründe en yüksek notu alan şirket olma başarısına ulaştı.

Bugün de Kurumsal Uyum Programı’na tüm şirket ile dahil olan Siemens ve dünyada ciddi tanınırlık ve büyüklüğe sahip şirketlerin uygulamalarını yakından takip ettiği “Yönetişim”

sürekli değişen ve global etkileşimin çok yoğun yaşandığı günümüz dünyasında Yönetişim her geçen gün önemini yaşanılan olaylarla bize kendisini gittikçe artarak gösterecektir.

Kabul etsek de etmesek de, sürekli evrilen bir yapının içinde yer alıyoruz. Ve bu yapının içerisinde, Siemens’in yaşadığı örnekte de sizlerle paylaştığım gibi, iş dünyasının; olumsuzluklardan beslenerek olumlu sonuçlara ulaşabilme becerisinin sosyal ve demokratik hayatımızda da bir an önce yer alması dileğiyle…

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Finans Ekonomi Haberleri Son Dakika Borsaistanbul bist Dolar Euro Serbest Piyasa